Sorumluluk ve farklılıkları kabul etmek: Stan Lee’nin arkasında bıraktığı şey sadece çizgi romanlar değil

Sorumluluk ve farklılıkları kabul etmek: Stan Lee’nin arkasında bıraktığı şey sadece çizgi romanlar değil

13 Kasım 2018 0 Yazar: Görkem Gömeç

Yayımcı, baş editör, İkinci Dünya Savaşı gazisi ve Marvel Çizgi Romanları yönetim kurulu başkanı Stan Lee dün 95 yaşında hayatını kaybetti.

Stan Lee Kimdir?

Stan Lee, Marvel’in Örümcek Adam, X-Men, Fantastik Dörtlü, Hulk, Demir Adam, Thor, Daredevil, Kara Panter ve Doktor Strange gibi sevilen süper kahramanların yaratılmasında ve hikayelerinde rol alan kilit kişilerden biri idi.

1939 yılından itibaren çizgi roman sektöründe olan Stan Lee, Marvel’e dönüşen Timely Comics’de 17 yaşında işe başladı. Hızlı bir şekilde yükselen Lee, daha sonra Jack Kirby ve Steve Ditko gibi çizgi roman yaratıcıları ile çalıştığı farklı yöntemle dikkat çekti.

Lee, bu yazarlara hikaye hakkında kısa bir özet geçtikten sonra, projeleri hazırlamasını bekliyor ve bittikten sonra düzeltiyordu. “Marvel Yöntemi” ismi verilen bu yöntem her ne kadar yazar ve çizerlere büyük özgürlük verse de, daha sonra ortaya çıkan karakterlerin ve hikayelerin, asıl yaratıcısının ya da yaratıcı ortağının kim olduğu konusunda bazı yasal boşluklarda ortaya çıkıyordu.

Bu anlaşmazlıkların bazıları çözülse de, çoğu hala çok da üstünde durulmayan bir durum olarak devam etmekte. Yine de yazarlığı bırakıp Marvel’in yayımcılığına geçtiğinde Lee, bu zamana kadar çizgi roman dünyasının en bilindik yüzlerinden biri oldu.

Irkçılığa karşı mesajları ile dikkat çekti

Bunun arkasında sosyal anlamda o dönemki olaylara yönelik verdiği mesajlar da vardı. ABD’nin sivil haklar hareketinin devam ettiği 1960’larda, Stan Lee ırkçılığın karşısında duran ve hem gerçek hayatta hem de çizgi roman dünyasında herkesi içeren hikayeler yazmayı savunuyordu.

Bunun için Marvel; Storm ve Kara Panter gibi iki süper kahramanı tüm ön yargıları yıkacak şekilde yaratmışlardı. Kara Panter, o dönem ki Hollywood klişelerinden uzak, Afrika’da olmasına rağmen bir kabileden değil, teknolojik yönden tüm ülkeleri geçen bir ülkenin lideri olarak tasarlanmıştı.

Storm ise hem kadın hem de Afrika kökenli bir karakter olmasının yanında en güçlü karakterlerden biri olması ile dikkat çeken hikayeler arasındaydı.

Marvel’in başarısının arkasında aslında bu yaklaşım var. Karakterler her ne kadar süper insan olsa da, hala insanlar. Özellikle 1960’larda benim de çok sevdiğim Batman gibi karakterler iyilik timsali olsa da, Marvel de durum böyle değildi.

Fantastik Dörtlü birbiri ile sürekli kavga eden bir aile iken, Örümcek Adam, teyzesi ile yaşayan ve okulda sürekli zorbalığa uğrayan bir ergendi. X-Men ise farklı oldukları için toplumdan atılan mutantlar olarak yaşıyor ama kendilerini topluma kaymak isteyenler ve tüm insanlığı yok etmek isteyenler şeklinde ikiye ayrılıyordu.

Türkiye’de de oldukça sevilen bu çizgi romanlar daha sonra çizgi filmlere ve milyar dolarlık filmlere dönüştü ama ana mesaj değişmedi. Bu hikayeler aslında bize farklılıkları kabul etmeyi, sorumlulukların önemini ve birlikte çalışmayı birer hayat felsefesi olarak aktardı.

Özellikle verdiği bu mesajlar Stan Lee ve Marvel’in neredeyse tüm çizgi roman sektörünü değiştirmesine yol açtı.

“Büyük güçler ile büyük sorumluluklar gerektirir” gibi efsane olmuş sözlerine ek olarak, bu içeriği Stan Lee’nin 1968’deki ırkçılığa karşı yazdığı bir paragraf ile bitirelim:

“Hemen konuya girelim; bağnazlık ve ırkçılık bu dönemde dünyayı zehirleyen en ölümcül sosyal hastalıklar arasında. Ama süper kahramanlardan bir takımın burunlarına bir yumruk vurarak veya lazer silahı ile bunu durdurmak mümkün değil. Bunları yok etmenin başında ise onların ne kadar sinsi bir kötü olduğunu ortaya çıkarmak geliyor.

Irkçı mantıksız bir nefret edicidir, ayrımcılık yapmadan, fanatik bir şekilde ve körü körüne nefret eder. Taktığı şey siyahiler ise siyahilerin hepsinden nefret eder. Eğer bir kızıl saçlı onu üzdüyse, o tüm kızıl saçlılardan nefret eder. Eğer bir yabancı yüzünden işe giremediyse, o tüm yabancıların altını kazmaya çalışır. Görmediği ve bilmediği insanlardan eşit derecede, eşit zehirle nefret eder.

Bakın burada bir insanın diğer insanı canını sıkmasının mümkün olmadığını savunmuyoruz. Ama, bir bireyin başka bireyi sevmeme hakkı olasa da, tüm bir ırkı suçlu çıkarmak, bir ulustan nefret etmek, bir dini şeytanlaştırmak tamamen mantıksız ve resmi olarak delice bir fikir.

Er ya da geç, birbirimizi bireysel özelliklerimiz ile yargılamayı öğreneceğiz. Kalbimizi hoşgörü ile doldurmalıyız. Ancak ve ancak o zaman, Tanrı’nın, HEPİMİZE çocuklarım diyen Tanrı’nın, tüm insanları kendi suretinde yarattığı anlayışına kadir olacağız. 

Pax et Justitia*, Stan.”

*Barış ve Adalet
Çevreci Geek'i takip edin