Türkiye iklim değişikliğiyle mücadelede devleti kahraman, bireyi suçlu göstermeye çalışıyor

Bu içeriği paylaş:

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen Türkiye İklim Değişikliğiyle Mücadele Toplantısı, iklim krizine karşı devletin tüm yaptıkları ile kahraman, bireylerin ise eksikleri ise suçlu olduğu bir dile sahip.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın konuşma yaptığı toplantı sonunda Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelesini ve hedeflerini ortaya koyan İklim Değişikliğiyle Mücadele Sonuç Bildirgesi kamuoyuna tanıtıldı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın yaptığı konuşmalar, aslında kağıt üstünde iklim değişikliğine vurgu yapan konuşmalardı.

Bununla beraber konuşmaların hiç birinde ne Paris İklim Anlaşmasına yönelik, ne de fosil yakıtlara yapılan yatırımların durdurulacağına yönelik bir açıklama yapıldı.

Tam tersine karbon salımının %85’inin enerjiden geldiği Türkiye’de Emine Erdoğan, çözümü “başkalarından” beklemememizi tavsiye etti.

Bireysel olarak geri dönüşüm, gıda atığı ve daha çevre dostu ürün seçimleri konusunda bireylerin alacağı yol alsa da, iklim değişikliğinde artık acil ve daha büyük adımların da atılması gerekiyor.

Buna yönelik olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, iklim değişikliğinin sadece çevre sorunu değil, bir kalkınma, tarım ve sağlık meselesi olduğuna dikkat çekti.

Buna ek olarak meclise sunulacak bir rapor ile sera gazı emisyonlarının azaltılmasına ve iklim değişikliğine uyuma yönelik adımlar atılacak 2050 Ulusal İklim Değişikliği Stratejisi ve Eylem Planı kabul edileceğini belirtti.

Plan ile aynı zaman Türkiye’nin her yerinde; enerji verimli, iklime duyarlı yeni yerleşim alanları kurulup sıfır atık uygulamaların yaygınlaşacağına dikkat çekti.

Sıfır atık uygulamalarının ise 2035 yılında atık ayrıştırmasında %65 seviyelerine çıkacağını, 2050 yılında ise evsel atıkların düzenli depolama ile bertarafına son verileceği öngörülüyor.

Yenilenebilir enerjinin elektrik üretiminde ise 2030 yılına kadar güneş enerjisinin %40, rüzgar enerjisinin ise %45 oranında artması hedefleniyor. Binaların enerji tüketiminde ise fosil yakıtlar %25 oranında azaltılacak.

Bunun için kamu ve özel sektöre olan yardımların artması ve Ulusal İklim Değişikliği Araştırma Merkezi kurularak politikaların belirleneceği söyleniyor.

Açıkçası 2030 yılına kadar iki seçim yılı olduğunu unutmayalım. Bu dönemde AKP hükümeti de bir nevi belirsiz gelecek planları yapmakta.

Bununla beraber, aslında açıklanan politikalarda kısa dönemde sera gazı veya fosil yakıtlarda özellikle kömüre yönelik bir azalma olmayacağını görmek mümkün.

Uzun dönemde açıklanan politikalarda ise yeni bir hedef söz konusu değil. Özellikle şu an küresel gündemde bulunan net sıfır karbon ve bu yıl yenilenecek Paris İklim Anlaşmasına değinilmemesi de bu politikalara güveni azaltıyor.

İklim değişikliğinin artık iklim krizi olduğunu hükümetimizin anlaması lazım, Emine Erdoğan’ın haklı bir şekilde dikkat çektiği doğal felaketlerin artmasında ve doğal alanların kaybında da AKP’nin de sorumluluğunu kabul etmesi lazım.

Artık bize boş hedeflerin değil, iklim acil eylem planları ve yasal olarak değişikliklerin sözü verilmesi lazım.

Zira, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da sevdiği bir dörtlük gibi; “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz/ Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde”.


Çevreci Geek'i takip edin

Önerilen makaleler