Kaynak: Doç. Dr. Cihan Erdönmez, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi / İklim Masası Basın Bülteni, 5 Ağustos 2025
Her yaz aynı manzara: Kavrulmuş ormanlar, göğe yükselen siyah dumanlar, günlerce süren müdahaleler. Ama ya yanlış soruları soruyorsak?
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi’nden Doç. Dr. Cihan Erdönmez’e göre asıl sorun sabotaj da değil, rant da değil, kızılçam ağaçları hiç değil. Sorun çok daha sistematik: Türkiye’nin hâlâ bir yangın önleme stratejisi yok.
Yangınların Asıl Nedeni: Yapısal Bozulma
Erdönmez, Türkiye’deki orman yangını yönetimini değerlendirirken keskin konuşuyor:
“Yangınlar artıyor ama önleme politikası hâlâ yok. Kurumsal işleyiş bozuldu; koruma kültürü kayboldu.”
Orman Genel Müdürlüğü’nün zamanla ormandan ekonomik fayda üretmeye odaklanan bir yapıya dönüştüğünü, koruma önceliğinin ise geri plana itildiğini belirtiyor. Teşkilattaki liyakat eksikliği, deneyimli kadroların tasfiyesi ve motivasyon kaybı da bu zafiyeti derinleştiriyor.
İklim Değişikliği Riski Büyütüyor, Ama…
İklim değişikliğiyle birlikte Türkiye, artık daha sıcak, daha kuru ve daha kırılgan bir ekosistemde yaşıyor. Bu, yangınların daha kolay çıkmasına ve daha zor söndürülmesine neden oluyor. Ama Erdönmez’e göre bu, mazeret olamaz:
“Meteorolojik raporlarla riskli haftaları biliyoruz ama buna göre faaliyet durdurmak hâlâ mümkün değil.”
Orman Kanunu’nun 74. maddesi, ormanlara giriş-çıkışı ve faaliyetleri geçici olarak durdurma yetkisi veriyor. Ama valiler ve kaymakamlar bu yetkiyi, maden ve turizm faaliyetleri gibi ekonomik baskılar yüzünden kullanamıyor. Halbuki kullanılsa, birçok yangın daha çıkmadan engellenebilirdi.

Sabotaj ve Rant Söylemi: Gerçeği Gölgede Bırakıyor
Yangınlar gündeme geldiğinde sosyal medyada ilk konuşulanlar belli: “Terör kundaklaması”, “rant için yakılan ormanlar”. Erdönmez bu söylemleri bilimsel verilere aykırı, dikkat dağıtıcı buluyor.
“2024’te 3.797 yangının sadece 98’i kundaklamayla ilgili. Terör nedeniyle çıkan yangın: 0.”
Rant iddialarına dair ise Anayasa’nın 169. maddesini hatırlatıyor: Yanan orman alanlarında yapılaşma yasak. İmar değil, ancak yeniden ağaçlandırma yapılabiliyor. Aksi örneklerin yargıda iptal edildiği de belgelenmiş durumda.
Kızılçam Günah Keçisi Değil
Yangınların kolay yayılmasında kızılçam ağaçlarının suçlandığını da görüyoruz. Ancak bu da Erdönmez’e göre yanlış bir hedef. Kızılçam, bu coğrafyanın doğal ağacı:
“Bu seçimi doğa yaptı. Yangına dayanıklı, kendini yenileyebilen bir tür. Bu bölgede en iyi o tutunabildi.”
Alternatif olarak meyve ağacı dikme önerilerini de gerçekçi bulmuyor. Sulama altyapısı yok, ekosistem bozulur, yaban hayatı yok olur. Orman sadece ağaç değildir; bir ekosistemdir.
Çözüm: Önleme Stratejisi, Kurumsal Reform ve Bilimsel Gerçekler
Yangınlara her yıl “müdahale etmek” yerine, çıkar çıkmaz yayılmasını engelleyecek önleyici adımların artık gündeme alınması gerektiğini vurgulayan Erdönmez, çözüm için üç temel noktaya dikkat çekiyor:
- Koruma odaklı ormancılığa dönüş
- Orman Kanunu’nun önleyici yetkilerinin aktif kullanımı
- Bilimsel veriye dayalı, şeffaf yangın yönetimi
Gerçek Sorunu Konuşmazsak, Her Yaz Yanarız
Türkiye’de yangınların gerçek nedenini tartışmak, çözümün ilk adımı. Komplo teorilerinden, hedef şaşırtan suçlamalardan vazgeçip yangınlara neden olan politik zafiyetleri, kurumsal bozulmayı ve önleyici adımların eksikliğini konuşmak gerekiyor.
Her yaz aynı döngüyü yaşamamak için artık yangın söndürmeyi değil, yangın çıkmamasını konuşmalıyız.
