Türk Akımı sadece doğaya zarar vermiyor, bizi doğal gaza ve tek bir ülkeye bağımlı hale getiriyor

Türk Akımı sadece doğaya zarar vermiyor, bizi doğal gaza ve tek bir ülkeye bağımlı hale getiriyor

19 Kasım 2018 0 Yazar: Görkem Gömeç

Rus doğal gazını Karadeniz üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya taşıyacak olan Türk Akımı boru hattı projesinin deniz kısmındaki ilk hattının inşaatı tamamlandı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hattın bu kısmının tamamlanması nedeniyle bugün düzenlenecek tören için İstanbul’a gelecek.

Türk Akımı nedir?

Türk Akımı, her biri 15.75 milyar metreküp doğalgaz kapasiteli olan iki ayrı hattan oluşacak. Bu hatların biri Türk pazarının ihtiyaçlarına, diğeriyse Avrupalı tüketicilerin kullanımına ayrılacak.

Boru hattı Rusya’nın Anapa kentinden Kırklareli’nin Kıyıköy sahiline uzanıyor. Daha sonra burada ikiye bölünüp, Avrupa ülkelerine bağlanacak sistem yapılan açıklamalara göre çok büyük ihtimalle Bulgaristan sınırı üzerinden Türkiye dışına çıkacak.

Yetkililere göre 30 bin, doğa savunucularına göre 1,5 milyon ağaç kesilecek

Projenin karaya çıkan kısımları için şimdiden “düzenlemeler” başlamış durumda. Proje yetkilileri boru hattının Longon Ormanlarına 15 km uzaktan geçeceğini ve resmi rakamlara göre 23 bin 562 ağacın boru hattı için, 7 bin 200 ağacın ise geçici inşaat hattı için kesildiğini belirtiyor.

Bununla beraber Sözcü’ye konu hakkında açıklamalarda bulunan Trakya Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Murat Sevgi, boru hattını korumak için yapılacak koruma bandının ve boru hattının geçebilmesi için yapılacak köprüler, viyadükler ve tünellerin çevreye çok daha fazla zarar vereceğini öngörüyor.

Kuzey Ormanları Savunması, Don Kişot Bisiklet Kolektifi, Doğal Yaşamı Koruma (DAYKO) Vakfı ve CHP Milletvekili Mimar Burak Kaan Yılmazsoy’un Türk Akımına yönelik gerçekleştirdiği basın açıklamasına göre 1.5 milyon ağaç bu projeden etkilenecek.

Bölgenin ekonomisi doğanın dengesine bağlı

Türk Akımı aynı zamanda bölgede yaşayanlar için en büyük geçim kaynakları olan balıkçılık, tarım, ormancılık, hayvancılık, arıcılık ve turizmi de etkileyecek. Zira bu sektörler bölgenin doğasına bağlı olarak gelişmekte.

Özellikle  Karadeniz’in ben güzel sahillerinden biri olarak kabul edilen ve ekolojik turizmin gelişmeye başladığı İğneada’nın da zarar göre riski var. Boru hattı hem yerli hem de yabancı turistlerin ziyaret ettiği bir plajın içerisinden kara çıkacak.

Tek bir ülkeye bağımlı oluyoruz

Proje çevreye verdiği zararlara ek olarak ekonomik sürdürülebilirlik açısında da çok da mantıklı bir yatırım olarak görülmüyor. Türkiye’de doğal gaz tüketiminin giderek artmasına rağmen, ülkemiz zengin doğal gaz kaynaklarına sahip bir coğrafyaya sahip değil.

Bu yüzden enerji için kullandığımız doğalgazın neredeyse tamamı ithal edilmekte. Rusya ise bu ithalatın neredeyse yarısından fazlasını üstleniyor. Bu yüzden uzmanlar Türkiye’yi bir tek ülkeye daha da bağımlı hale getirecek bu projenin çok da akıl karı olmadığını belirtmekte.

Fosil yakıtlar yerine sürdürülebilir yatırımlara yönelinmesi gerekiyor

Bununla beraber, Türkiye’deki binaların yalıtımları ve altyapılarılarına yapılacak yatırımlar, her ne kadar bir fosil yakıt kaynağı olsa da kömürden daha temiz bu enerji kaynağını en azından daha az kullanmamızı sağlayabilir. Yapılan çalışmalar, düzgün yalıtım sistemleri ile konutlarda enerji tüketiminin %40 oranında azaltılabileceğini belirtiyor.

Bu da ilginizi çekebilir: Herkes Türkiye’nin politikalarını uygularsa küresel ısınma 5 dereceyi geçecek

Yine de doğalgaz kaynaklarını kullanan en büyük sektör elektrik üretimi yapan santraller. 2017 yılında tüketimin 20 milyar 483 milyon metreküpü elektrik üretim santrallerinde, 15 milyar 78 bin metreküpü sanayide ve 13 milyar 301 milyon metreküpü de konutlarda gerçekleşmiş.

Bu yüzden elektrik üretiminde de çevre dostu alternatiflere yönelerek doğal gaz tüketimini azaltmak mümkün. Özelde Kıyıköy, genelde ise Trakya, “Enerji Üretim Bölgesi” olarak anılıyor. Kıyıköy açıklarına, denizin içine rüzgar ve güneş enerjisi toplama panelleri ve tarım atıklarından biyogaz gibi farklı projeler yapılması için de değerlendirilebilecek bir alan söz konusu.

Maalesef ekonomik seçimlerin önemi burada bir kez daha ortaya çıkıyor. Bizi tek bir ülkeye bağımlı yapacak eski bir fosil yakıt kaynağı mı, yoksa bölgenin ekonomik değerlerini ve doğasını koruyacak “yerli” sürdürülebilir yatırımlar mı? Siz hangisini seçerdiniz?

Kaynak: BBC, Sözcü,

Çevreci Geek'i takip edin