Deprem Değil Buzullar Eriyor: Yağmursuz Bir Sel Nepal’i Vurdu

26 Ağustos sabahı Nepal ile Tibet sınırındaki vadilerde ne fırtına vardı ne de şiddetli bir yağış. Buna rağmen çamur, kaya ve buzdan oluşan dev bir kütle dar vadilerden aşağı boşandı.

On iki günlük arama kurtarma çalışmasının ardından 1.300’den fazla kişinin öldüğü doğrulandı, 5.500’den fazla kişi ise hâlâ kayıp.

Yağmursuz Bir Sel Nasıl Mümkün Oldu?

BBC, felaketi “Yağmursuz Sel” başlığıyla duyurdu. Selin kaynağı gökyüzü değildi. Felaket, dağın kendisinden geldi. Bilim insanlarına göre yaşanan, bölgede uzun süredir birikmiş daha büyük bir sorunun dışavurumuydu.

Felaket Dağın Neresinde, Nasıl Başladı?

Çöküş, Langtang Lirung Dağı’nın kuzey yamacında, yaklaşık 5200 metre yükseklikte başladı. Binyıllardır kayaları bir arada tutan kalıcı buzullar yani permafrost, ısınan iklimle birlikte çözüldü ve yamaçlar istikrarsızlaştı.

Buzulun alt kısmından kopan kaya ve buz kütlesi, 1200 metre aşağıdaki vadi tabanına sürüklendi, Trishuli Nehri’nde su seviyesi 30 dakikada 9 metre yükseldi.

İlk raporlar olayı 4,4 büyüklüğünde bir depremin tetiklediğini öne sürmüştü. Ama ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu verileri yeniden incelediğinde bunun bir deprem olmadığı ortaya çıktı.

Bölgedeki ortalama sıcaklık artışı nedeni ile çözünen buzuldan kopan milyonlarca tonluk kütlenin vadi tabanına çarpması, 5,2 büyüklüğünde bir depreme eşdeğer sismik dalgalar yaratmış.

Yerel Halk O Anı Nasıl Yaşadı?

Tibet sınırında sele yakalanan Buddha Sherpa, o anı cep telefonuyla kaydetti. Nepal Dışişleri Bakanı Shisir Khanal ise felaketi “Himalayalar’dan gelen bir tsunami gibi hissettirdi” diyerek özetledi ve enkazla karışan dalgaların saatte yaklaşık 180 kilometre hızla geldiğini aktardı.

Bölgeye giden bir muhabir durumu şöyle özetliyor: “Bölgede konuştuğumuz hemen herkes bir yakınını kaybetmiş. Ayakta kalan tek yapının etrafında eskiden bir köy vardı, şimdi yalnızca kaya ve çamur var”

Bu Tek Seferlik Bir Olay mı?

Hindukuş Himalaya bölgesindeki buzullar, 2011 ile 2020 arasında önceki on yıla kıyasla yüzde 65 daha hızlı buz kaybetti. Nepal’deki buz örtüsü ise son otuz yılda yaklaşık üçte bir oranında azaldı.

Buzul erimesi ve permafrostun çözülmesi, dağın uzun vadede istikrarını azaltan, iklim değişikliğinin doğrudan tetiklediği süreçler. Olayın anlık tetikleyicisi olan kaya-buz kütlesinin kopması ise jeolojik bir olay; iklim değişikliği burada zemini hazırlayan arka plan faktörü.

Bölge son yıllarda benzer örnekler yaşadı:

  • 2021’de Hindistan’ın Chamoli bölgesinde 27 milyon metreküp kaya ve buz çöktü
  • 2023’te Sikkim’de bir buzul gölünün boşalması büyük bir sele yol açtı
  • 2024’te Nepal’in Thame köyünde aynı mekanizma tekrarlandı

Yani bu durum bölgedeki sıcaklıklar ve küresel ısınma arttıkça yaşanmaya devam edecek gibi görülüyor.sel ısınma arttıkça yaşanmaya devam edecek gibi görülüyor.

Türkiye’de Benzer Bir Şey Yaşanabilir mi?

İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tolga Görüm, buz, kar, kaya ve suyun iç içe geçtiği Erzurum, Artvin, Kars ve Hakkari’nin bazı yüksek kesimlerinde benzer bir zincirleme afet riski bulunduğunu belirtiyor.

1840’ta Ağrı Dağı’nda yaşanan ve 1.300 kişinin ölümüne yol açan kaya çığı da bu riskin Türkiye’de yeni olmadığını gösteriyor. Bu dağların yamaçları köyler ve yollarla iç içe geçmiş durumda, yani risk uzak bir zirvede değil insanların yaşadığı yerlerde.

Sorumluluk Kimde?

Buzul erimesi ve permafrost çözülmesi gibi iklim değişikliğinin doğrudan beslediği süreçler bu tabloda rol oynarken, şu soru ortaya çıkıyor: sorumlu kim, bu uluslararası bir mesele sayılabilir mi?

Nepal, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 0,1’inden azına neden oluyor. Buna karşın komşuları Hindistan ve Çin, dünyanın en büyük 3 kirleticisinden ikisi. Khanal, BM Kayıp ve Zarar Fonu’na 20 milyon dolarlık bir tazminat talebi iletti, ama bu rakamın gerçek zararı karşılamayacağını da kabul ediyor. Toplam hasarın 5 milyar doları aşması bekleniyor.

Buna karşın fon, 119 ülkeden gelen 2,8 milyar dolarlık talebe rağmen şimdiye dek yalnızca 400 milyon dolar toplayabildi. Khanal, sorumluluğu tek bir ülkeye yıkmak istemediğini, asıl meselenin küresel toplumun ortak hareket etmesi olduğunu vurguluyor.

Khanal’a göre bu felaket tek seferlik değil, dünyanın giderek daha fazla köşesinde tekrarlanacak bir senaryonun ilk örneklerinden biri.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.