Türkiye, 2026’da Antalya’da COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken yeni küresel emisyon verileri yayınlandı:
Türkiye, 2025’te emisyonlarını en hızlı artıran ülke oldu.
Küresel emisyonlar yeniden yükseldi
Avrupa Komisyonu’nun Ortak Araştırma Merkezi (JRC), EDGAR 2026 Raporu‘nu yayımladı. Rapor, 2025 yılına ait küresel sera gazı emisyonlarını ortaya koyuyor.
Dünyadaki toplam sera gazı emisyonları 2025’te bir önceki yıla göre %0,7 arttı. Toplam emisyonlar böylece 54,1 gigaton CO₂ eşdeğerine ulaştı.
Emisyonların büyük bölümü az sayıda ülkeden kaynaklanıyor. Çin, ABD, Hindistan, Rusya, Endonezya ve AB27 ülkeleri, 2025 küresel emisyonlarının %62’sini oluşturdu.

Türkiye’nin emisyonları %4,16 arttı
Bu tabloda Türkiye özellikle dikkat çekiyor. Türkiye’nin sera gazı emisyonları 2025’te 24,4 milyon ton CO₂e arttı, yıllık artış oranı ise %4,16 oldu.
Türkiye bu artış oranı ile emisyonlarını en hızlı artıran ülke oldu. Türkiye’yi %2,74’lük artışla Vietnam, ve %2,2 ABD izledi. Türkiye böylece listenin açık ara ilk sırasında yer aldı.
Türkiye bu artışın ardından dünyanın en fazla sera gazı emisyonu üreten 13. ülkesi oldu. Yani iklim krizi çerçevesinde, Türkiye’nin emisyon sorumluluğu da giderek artıyor.

Bu emisyonlar nereden geliyor?
Bu rakamlar günlük hayattan oldukça uzak görünebilir. Ancak arkasındaki faaliyetler oldukça somut.
Raporun Türkiye’ye özel verilerine göre 2025 emisyonlarının büyük bölümü CO₂’den geliyor:
- CO₂: %80,0
- Metan (CH4): %12,2
- Azot oksit (N2O): %6,3
- Florlu gazlar: %1,6
Sektörel olarak bakıldığında 2024’ten 2025’e en hızlı artan alan binalar oldu (%8), onu enerji üretimi izledi (%5). Uzun vadede ise en büyük artış ulaşımda (1990’dan bu yana %273) ve enerji üretiminde (%300’ün üzerinde) yaşandı.

En hızlı artış, en fazla emisyon demek değil
Yine bu ayrımı yapmak önemli. Türkiye, emisyonlarını kendi geçmişine göre en hızlı artıran ülke. Ancak atmosfere eklenen toplam emisyon miktarında ABD ve Çin’in gerisinde.
2025’te ABD’nin emisyonları 131,5 milyon ton CO₂e arttı. Bu, yıllık %2,2’lik bir artışa karşılık geliyor.
Çin’in emisyonlarındaki artış ise 9,6 milyon ton CO₂e ile sınırlı kaldı. Oransal artış yalnızca %0,1 oldu.
Türkiye artarken AB emisyonlarını azaltıyor, Çin yavaşlatıyor
AB27’nin LULUCF hariç emisyonları 2024’e göre %0,2 azaldı. AB’nin emisyonları 1990 seviyesine göre ise %35,6 daha düşük.
ABD’nin emisyonları %2,2 artarken, Çin’in artışı %0,1’de kaldı. Çin’de ise uzun yıllar süren artışın ardından şimdi ise düşüş işaretleri görülüyor.
CREA’ya göre Çin’in emisyonları 2026’nın ikinci çeyreğinde %1 azaldı. Bu kez düşüşün temel nedenleri kömür değil; Hürmüz Boğazı krizinin tetiklediği petrol talebindeki gerileme ve elektrikli araçlardaki hızlı artış oldu.
Emisyonların azalması tek başına yeterli değil; nasıl azaldığı da önemli. Emisyonlarını en fazla azaltan 3 ülkeden Japonya’da düşüş birçok sektöre yayılırken, Avustralya’da esas değişim enerji üretiminde, Brezilya’da ise tarımda gerçekleşti.
Ve şimdi COP31 geliyor
Elimizdeki bu veriler, uluslararası iklim politikasında oynanacak rollerin belli olacağı bir dönemde yayımlandı.
13. sıradaki Türkiye, 9-20 Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek COP31’in ev sahibi ve dönem başkanı olacak.
Müzakereleri ise güneş enerjisinden emisyonunu en fazla azaltmış ikinci ülke olan, 14. sıradaki Avustralya yönetecek. İki ülke de kömür odaklı ve uzun dönemde sorumuluk kabul etmeyen politikalardan vazgeçebilmiş değil.

2053 net sıfır hedefi için soru işaretleri
Türkiye’nin hedefi 2053’te net sıfıra ulaşmak olsa da emisyonların yeniden artması, bu hedefe ulaşmak için mevcut eğilimin tersine çevrilmesi gerektiğini gösteriyor.
Türkiye’de faaliyet gösteren çevre örgütlerinin oluşturduğu İklim Ağı da İklim Masası’na yaptığı değerlendirmede, 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu somut ve güçlü bir azaltım politikasına ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
İklim Ağı’na göre COP31 Başkanlığı’nın iklim liderliği iddiasını karşılayabilmesi için bazı temel somut adımlar gerekiyor:
- Fosil yakıt yatırımlarının sonlandırılması
- Kömürden çıkış takviminin belirlenmesi
- Fosil yakıt teşviklerinin kaldırılması
- Adil bir geçiş takviminin oluşturulması
İklim Haberlerini Düzenli Almak için:
Güncel Paylaşımlar için Çevreci Geek’i Takip Etmeyi Unutmayın
Asıl mesele: Eğilim değişecek mi?
Türkiye’nin 2025’te emisyonlarını en hızlı artıran ülke olması, yalnızca bireysel tüketim tercihlerine indirgenebilecek bir mesele değil.
Ortaya çıkan tablo; hem küresel hem de yerel enerji üretimi, sanayi, ulaşım ve fosil yakıt politikalarının toplam sonucu.
Türkiye açısından şimdi asıl sınav şu: COP31’e ev sahipliği yapan ve iklim müzakerelerinde liderlik iddiasında bulunan Türkiye, kendi emisyon artış eğilimini tersine çevirebilecek mi?
Çünkü COP31’de dünyanın geri kalanına ne yapılması gerektiğini anlatırken, Türkiye’nin kendi emisyon grafiğini kabullenmesi gerekecek.
- COP31 Ev Sahibi Türkiye, 2025’te Emisyonlarını En Hızlı Artıran Ülke Oldu

- Deprem Değil Buzullar Eriyor: Yağmursuz Bir Sel Nepal’i Vurdu

- Bir iyi, bir kötü haber: Küresel ısınmada 1,5°C’yi aşıyoruz, ama 5°C’lik gelecek de uzaklaşıyor





