Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 2 Eylül 2026’da yayımladığı Limiting Overshoot raporuna göre bir iyi bir de kötü haberimiz var:
İyi haber: Yaklaşık 5°C’lik ısınmaya götüren en uç emisyon senaryosu artık geleceğin en olası tablosu değil.
Kötü haber: Dünya, 1,5°C eşiğini önümüzdeki birkaç yıl içinde aşacak.
Rapor, artık 1,5°C’nin aşılacağı bir dünyaya hazırlanmak zorunda olduğumuzu söylüyor. Ancak raporun mesajı “artık yapacak bir şey yok” değil. Tam tersine, aşımı mümkün olduğunca küçük ve kısa tutmak hâlâ büyük bir fark yaratıyor.
Kötü Haber: 1,5°C Eşiğini Aşıyoruz
UNEP’e göre küresel sıcaklık artışı önümüzdeki birkaç yıl içinde 1,5°C eşiğini aşacak.
En iyimser tabloda bile sıcaklık artışı yaklaşık 1,8°C’ye kadar yükseliyor. Orta iyimser öngörüler ise, 2°C’nin üzerinde.

Burada önemli bir ayrım var: 1,5°C’yi aşmak, 1,5°C hedefinden vazgeçmek anlamına gelmiyor.
Asıl mesele, sıcaklığın ne kadar yükseleceği ve yüksek sıcaklıklarda ne kadar uzun süre kalacağımız.
UNEP’in raporu bu nedenle iklim krizinin bundan sonraki dönemini “aşım, zirve ve düşüş” olarak tarif ediyor. Amaç önce sıcaklık artışının zirvesini mümkün olduğunca düşük tutmak, ardından sıcaklığı yeniden düşürmek. UNEP, ideal olarak zirvenin 2°C’nin altında tutulmasını öneriyor.
İyi Haber: 5°C’lik Senaryo Uzaklaştı
İklim biliminde kullanılan eski yüksek emisyon senaryolarından RCP8.5, yüzyıl sonunda yaklaşık 5°C’ye yaklaşan bir ısınma öngörüyordu.
Bu senaryo, fosil yakıt kullanımının çok yüksek seviyelere çıktığı ve emisyonların hızla artmaya devam ettiği bir geleceği temsil ediyordu.

Bugün ise enerji dönüşümü ve iklim politikalarındaki değişimler nedeniyle bu kadar yüksek bir emisyon yolunun gerçekleşmesi daha az olası görülüyor. Yeni senaryo çalışmaları RCP8.5’i geleceğin makul senaryoları arasına almıyor. Avrupa Komisyonu da eski RCP8.5’i artık makul bir gelecek olarak değerlendirmiyor.
Bu iyi haber. Ama burada önemli bir noktaya dikkat çekelim:
5°C’lik bir gelecek fiziksel olarak ortadan kalkmış değil. Sadece olasılık azalıyor.
Şu An Nereye Gidiyoruz?
Yani bu iyi bir haber olsa da, iklim krizinin çözüldüğü anlamına gelmiyor.
UNEP’in son Emissions Gap Report değerlendirmesine göre mevcut politikalar bu yüzyılda yaklaşık 2,8°C ısınmaya işaret ediyor.
Ülkeler mevcut Paris taahhütlerini tamamen uygulasa bile maalesef bu değer yaklaşık hala 2,3 ila 2,5°C seviyesinde.
Virgülden sonraki rakamlar küçük gibi görünse de her ondalık, ciddi bir sorun demek, hatta geri dönüşü zor eşiklerin aşılmasına bile yol açabilir.
Daha yüksek sıcaklıklar daha şiddetli sıcak hava dalgaları, kuraklıklar, seller, yangınlar ve ekosistem kayıpları anlamına geliyor. Aynı zamanda toplumların bu etkilere uyum sağlamak için harcaması gereken kaynakları da artırıyor.

Bu yüzden 2°C ile 3°C arasındaki fark yalnızca bir derece değil.
Milyonlarca insanın maruz kalacağı risklerin, ekosistem kayıplarının ve uyum maliyetlerinin ölçeğini değiştiriyor.
UNEP’den 3 Adımlı Çözüm
UNEP küresel ısınmayı 3 adımda kontrol etmeyi planlıyor:
1. Aşımı sınırlamak
1,5°C’yi ne kadar az aşarsak iklim risklerini o kadar düşük tutabiliriz. Bunun yolu, sera gazı emisyonlarını hızla azaltmaktan geçiyor.
2. Zirveyi düşürmek
Sıcaklık artışının ulaşacağı en yüksek noktayı mümkün olduğunca düşük tutmak gerekiyor. Kömür, petrol ve gaz kullanımını azaltmak ve temiz enerjiye geçişi hızlandırmak burada belirleyici.
3. Sıcaklığı yeniden düşürmek
Uzun vadede sıcaklığı yeniden 1,5°C’ye veya altına çekmek hedefleniyor. Bunun için emisyonları sıfırlamanın ötesine geçerek net negatif emisyonlara ve karbon giderimine ihtiyaç duyulabilir. Ancak karbon giderimi, emisyon azaltımının yerine geçemez.
Bu üç adımın ortak noktası şu: Senaryolar kader değil. Bugün ne kadar hızlı hareket edersek gelecekteki sıcaklığı o kadar düşük tutabiliriz.
Peki Türkiye ne yapabilir?
Türkiye de bu üç adımın her birinde somut rol oynayabilir:
1. Aşımı sınırlamak
Emisyonları hızla azaltmak.
Kömürden çıkışı planlamak, fosil yakıt kullanımını azaltmak ve enerji verimliliğini artırmak Türkiye’nin emisyonlarını düşürür.
2. Zirveyi düşürmek
Temiz enerji dönüşümünü hızlandırmak.
Güneş ve rüzgâr kapasitesini artırmak, elektrik şebekesini ve depolamayı güçlendirmek Türkiye’nin fosil yakıtlara bağımlılığını azaltır.
3. Sıcaklığı yeniden düşürmeye katkı sağlamak
Karbon yutaklarını ve karbon giderimini güçlendirmek.
Ormanları ve diğer doğal karbon yutaklarını korumak, güçlendirmek ve gerekli teknolojik karbon giderimi çözümlerini geliştirmek uzun vadede sıcaklığın yeniden düşürülmesine katkı sağlayabilir.

İklim krizinde geri dönüş yok değil. Ama her gecikme, geri dönüşü zorlaştırıyor.
Bundan sonra virgülden sonraki her rakam büyük bir önem taşıyacak.

