Trump yine şaşırtacak gibi: ABD seçimlerinin küresel iklim krizine olası 6 etkisi

4 Kasım 2020 0 Yazar: Görkem Gömeç
Bu içeriği paylaş:

ABD başkanlık seçimlerinin sonuçları gelmeye başladı ve Donald Trump yine anketörleri şaşırtacak gibi.

Kesin sonuçların belli olmasına daha zaman var. Ama biz bu seçimde iklim krizinin yerine bakalım.

İklim krizi bu seçimlerde geçmişe göre çok daha büyük bir yere sahip oldu. Hatta Joe Biden’ın son iki büyük reklam kampanyası iklim krizi üstüneydi.

Bu reklamların Biden kampanyasından gelmesi aslında şaşırılacak bir durum değil. Zira Trump iklim krizinin insan eli ile oluştuğuna inanmıyor.

Trump her ne kadar Amerikalıların “en temiz suya ve en temiz havaya” sahip olmasını istiyorsa da, Trump’ın iklim krizi hakkında herhangi yapıcı bir planı yok.

Paris İklim Anlaşması’ndan çıkan Trump, Dünya Ekonomik Forumu’nın iklim krizine yönelik önerilerinin ise ABD ekonomisine adil davranmadığını düşünüyor.

Joe Biden ise iklim krizine karşı uluslararası projeleri katılmayı ve yaklaşık 2 trilyon dolarlık bir yatırım ile 2050 yılına kadar net karbon salımını sıfıra çekmeyi planlıyor.

Biden’ın projesi içinde temiz enerji kaynaklarına geçiş, elektrikli araçlar için şarj istasyonları yatırımı ve “akıllı” tarım projeleri geliştirmek var.

Dünya tarihinde en fazla karbon salımı yapan ABD seçimleri, hem iklim krizi hem de sosyolojik değişimler üzerinden bizi e etkileyecek.

Gelin 6 başlıkta bu konulara göz atalım:

1- Paris İklim Anlaşması

Biden seçimleri kazanırsa Paris İklim Anlaşmasına yeniden katılacağını belirtti ama ilk önce bu kararı Meclis ve Senato’dan geçirmesi gerekiyor.

Eğer bu adımları atarsa Biden “bu karardan daha da ileri” gideceğini de belirtmiş ve diğer önemli ülkelerinde hedeflerini geliştirmeye yönelik anlaşmalar yapacağını belirtmiş.

Trump ise Paris İklim Anlaşması ABD’ye adil olana kadar evet dememeye kararlı. Trump eğer değişiklikler yapılırsa, vergi verenlerin ve işçilerin iklim hareketinin yükünü çekeceğini düşünüyor.

2- NASA

Her ne kadar bir ABD bürosu olsa da, NASA’nın teknolojileri tüm dünyada tarım, afet hazırlığı ile su ve gıda güvenliği açısından oldukça önemli.

Bu teknolojilerin içerisinde iklim değişikliğine yönelik veri toplamaya yarayanlar ise hem bizim hem de gezegenimiz için önemli.

Son 4 yılda, Trump NASA’nın bütçesini azaltarak, iklim değişikliği projelerinden yapay zekaya ve 5G teknolojilerine yönlendirdi.

Biden ise NASA’nın bütçesini artırarak, iklim krizinin dünyamızı nasıl etkilediğine yönelik bilgileri paylaşmayı planlıyor.

3- Fosil Yakıtlar

Biden petrol endüstrisini ekonomik denklemden çıkaracağına yönelik açıklamaları ile dikkat çekmişti. Biden’ın planlarında yeni yatırımlar ise 2050’ye kadar %100 “temiz” enerjiye geçişi destekliyor.

Biden kampanyasında da fosil yakıt şirketlerinden destek almayı reddetti. Bu gerçekten Biden için ciddi bir duruş. Bununla beraber, Biden çevrecilerin özellikle karşı olduğu hidrolik kırılmayı yasaklamayacağına yönelik açıklamaları ile de dikkat çekiyor.

Trump’ın projelerinde ise fosil yakıt endüstrisine getirilen haksız düzenlemeleri kaldırmak var. Son 4 yılda, devlete ait arazilerde petrol ve doğal gaz aramak ciddi anlamda kolaylaştı.

Trump daha önce izin verilmeyen bazı projelere onay vererek, ABD’yi dünyanın en büyük petrol üreticisi yaptı ve gelecekte de bundan vazgeçecek gibi durmuyor.

4- Nesli Tükenen Canlılar

Donald Trump son 4 yılda 1970’lerden itibaren korunma altına alınan bazı canlılar için değişiklik yapma yoluna gitti. Trump hükümeti artık bu kararları “ekonomik etkilere” göre veriyor.

STK’lar bu karara yönelik harekete geçse de, giderek muhafazakarlaşan Anayasa Mahkemesi bu kararların değişmesini zorlaştırıyor.

Biden ise Trump hükümetinin bu kararını değiştireceğini ve hatta nesli tükenen canlılara yönelik korunma bütçesinin artacağını belirtiyor.

Biden’a göre iklim değişikliğinin gezegenimizi uçuruma yönlendirdiği bu süreçte korumaların zayıflaması değil, daha da güçlenmesi gerekmekte.

5- Elektrikli Araçlar

Biden’a desteğini gösteren bir Tesla sahibi

Trump ve Biden’ın tek anlaştığı konu daha fazla elektrikli araçlar olsa gerek.

Biden’ın iklim planı ülkenin ana yollarına 500 bin adet şarj istasyonu kurulmasını içeriyor. Bu proje ile bireylerin elektrikli araçlara geçişini kolaylaştırmak hedefleniyor.

Bu geçtiğimiz yılın elektrikli şarj istasyonu rakamlarının 10 katına denk bir rakam. Şu anda tüm istasyonların üçte biri Kaliforniya eyaletinde, bu istasyonların tüm ülkeye yayılması ise bu geçişi ciddi anlamda kolaylaştırabilir.

Trump ise elektrikli araçların ve özellikle Tesla ile Elon Musk’ın en büyük destekçisi olduğunu savunuyor.

Bununla beraber Kaliforniya eyaletinin 2035’te tüm fosil yakıtlı araçların satışına getirdiği yasağı ise delilik olarak değerlendiriyor. Aynı zamanda elektrikli araçlara yönelik vergi indirimlerini sonladırmak ise Trump hükümetinin attığı adımlardan biri oldu.

6- Uluslararası İlişkiler

İklim krizine karşı uluslararası birliktelik çok büyük bir öneme sahip ve ABD burada kilit ülkelerden biri.

ABD hükümetinin özel yatırım kurumlarına ciddi anlamda etki kabiliyeti var ve doğaya zarar veren seçimlerin ortadan kalkması için bu yatırımlar anahtar rolü oynuyor.

ABD aynı zamanda ekonomik anlaşmaları olan Brezilya ve Avustralya gibi ülkeleri de etkileyebilir. Eğer yeni hükümet iklim krizini kararlarının merkezine koyarsa bu ülkeler de benzer değişiklikleri yapabilir.

Şu anda AB Yeşil Yeni Düzen ile böyle bir değişikliği uygulamaya koymaya çalışıyor, zira ABD’nin bu konuda ciddi bir açıklaması yok.

Eğer ABD ve AB gibi dünya ekonomisinin üçte birini belirleyen bu iki ülke ortak bir karar alırsa, uluslararası pazarlar için bu ciddi bir değişiklik anlamına gelebilir.


Çevreci Geek'i takip edin